https://malraux.org/

 İşi Gücü Bırakıp Cepheye Savaşmaya Giden Yazar

 

André Malraux çağının ideoloji ve felsefesini sorgulayan yapıtları kaleme almış 1901 yılında dünyaya gelmiş Fransız yazardır.

Sanat onun için ölümün üstesinden gelebileceğimiz bir araçtı. Malraux sanat eleştirmeni olmasının yanı sıra siyasi görüşlerine bağlılığını da eserlerinde büyük bir titizlikle işlemiştir. Dünyanın bir çok yerine seyahat eden Malraux’nun eserlerini onun uçsuz bucaksız maceraları oluşturur. Arkeoloji tutkunu olması onu bu seyahatlere sürüklerken, siyasi bağlılığı onun Resistance’da (Direniş) yer almasını, komünizme yakınlaşmasını, ve Çin’deki sivil savaşta, Nazi yanlılarına ve Faşistlere karşı İspanya’da II. Dünya savaşında yer almasında rol oynamıştır.

Eserlerinin kahramanlarını bulunduğu dönemin içinden seçen Malraux, döneminin düşünce yapısını okuyucuya vermek isterken bir yandan da kahraman algısını kurgularında gittikçe azaltmıştır. Çünkü asıl amacı anlamdan yoksun bir çağda yaşayan insanın hayatını anlamlı kılma çabasını gözler önüne sermek ve insanın kendisinde fark edemediği değeri, asaleti tasvir etmektir. Hümanizması olay akışına anlam katan bireyciliğe dönüşür. Ayrıca bu bireycilik ideolojisi çağının iç sıkıntısına karşı da bir umut olduğunu göstermesinde de büyük bir rol taşır. Sade, yalın, akıcı bir dil kullanan Malraux, sinemaya karşı ilgisini de sinematografik bir dil kullanarak bunu yazarlık kariyerinde belli etmiştir. Kurgularının akıcı ve canlı olması yine bu sebeptendir. Kendi maceralarını kaleme alan ve döneminin sorunlarını işleyen Malraux, Goncourt ödülü almış ve döneminin kült isimlerinden biri olmuştur.

Siyasete bağlılığı ve Çin’de katıldığı sivil savaş ona ”İnsanlık Durumu” adlı eseri  yazması için büyük bir ilham kaynağı olmuştur. İnsanlık Durumu eserinde, Malraux psikolojik bir analiz yaparken aynı zamanda komünist ideolojisini yansıtan ‘tek ruhçuluk’ doktrinini de işlemiştir. Tek ruhçuluk farklı hayatların, farklı düşünen insanların, ortak bir amaç uğruna bir araya gelmeleri ve bunun için savaşmalarıdır. İşte İnsanlık Durumunda da Malraux’nun işlediği karakterler tam olarak böyledir.

   Varoluşçu İzler Taşıyan Eşsiz Bir Roman – İnsanlık Durumu

https://malraux.org/

Roman Tchen’in bir silah kaçakçısını, devlete karşı bir direniş başlatmakta olan komünistlerin silah ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla öldürmesiyle başlar. Burada Tchen bir direnişçidir, devletin gözünde ise terörist. Tchen ideolojisi uğruna bir adam öldürmeyi göze almıştır, ancak kahraman algısının azaldığını Tchen’in romanın sonlarına doğru inançları yitiren ve yılgınlığa düşen biri haline gelmesiyle de Malraux bunu okuyucuya verir. Bu trajedi siyasi bağlılık, silah arkadaşlığı, yalnızlık, fedakarlık, kaos, umutsuzluk ve dramdır üzerine kurulmuştur. 1927’de Şangay’da başlayan devlete karşı bir devrim hareketini anlatan romanın sonu okuyucunun bakış açısına bırakılmış, havada bir sonla bitmiştir.

    Yapısal ve İzleksel Bir Okuma

Roman, 1927 de Şangay ‘da meydana gelen işçi grevini ve ardından Chang Kai Sheck Kuomintang’ın komünist müttefiklerine karşı başlattığı karşı harekata geçmesini konu edinmiş, Çin komünist devriminin ve Pekin’in geleceğini belirleyen bu olaylar esnasında devrimcilerin yaşadıkları dramlar, acıklı olaylar, karakterlerin trajik yazgıları ve iç hesaplaşmaları romanın içeriğini oluşturmaktadır. İçlerine girdikleri çatışma ortamlarında girdikleri kaostan ve karamsarlıktan, yalnızlık, yoldaşlık duygularıyla baş edebileceklerini zanneden karakterlerin, şiddet, entrika, ölüm ve acı dolu öyküleri romanın kurgusunu oluşturan durumlardır. Roman bu devrimcilerin idealist yanları ile erdemlerini zaaflarını ve çelişkilerini ortaya koymaya çalışmıştır.

Tanrısal bakış açısının kullanıldığı bu dönem kurgusu, bir çok kişinin ağzından anlatıldığı için, bize karakterlerin iç dünyalarını ve yaşadıklarını anlamamızda yardımcı olmuş ve farklı bakış açılarını görmemizi sağlamıştır. Bu trajik kurgunun polifonikliği Malraux’nun vermek istediği bazı mesajları barındırmakta ve stilinin ne kadar özgün olduğunu kanıtlamaktadır. Olayları romanın kahramanları olan Tchen, Kyo, Katow, Hemelrich, Gisors, Ferral, Clappique ya da May’in bilincinden yansıyormuş gibi aktarmıştır. Bu çok sesli bilinçler her şeyi bilen, hakim bir anlatıcının konuları toparlaması ve bağlantıları kurması ile şekillenmiştir.

   “İnsanların kendilerinde fark edemedikleri asaleti tasvir etmek için yazdım.”

 

Yaşanan bu kitlesel trajedi, aynı zamanda bireyin çıkmazını da yansıtır: Felaketler çağında yaşayan insanın en büyük çabası, hayatını anlamlı kılma çabasıdır. Ortak bir ülke etrafında birbirlerine tutunsalar da, insan olmanın mutlak yalnızlığından kaçamayan roman kahramanlarının her biri, erdemleriyle olduğu kadar zaaflarıyla da hayat karşısında bir tavrı temsil eder. Yirminci yüzyılın en önemli yazarları arasında sayılan André Malraux, kendisini dünya çapında üne kavuşturan romanını yazarken esas amacının, “insanların kendilerinde fark edemedikleri asaleti tasvir etmek” olduğunu söylemiştir.

Evrenin sonsuzluğunda hayatın hiç bir anlamı olmadığını, insanın pasif kalmayıp hayatına bir anlam yüklemesi gerektiğini ve bu anlamın sanatsal yaratıcılıkta bulunabileceğini bize şu cümleleri ile aktarıyor Malraux;

“L’art est un anti-destin.” (Sanat ölümsüzleştirir).

“Yaşamın kaçınılmaz risklerini kabul etmek, insanlık durumunun asaletini ortaya koyan şeydir.”

“İnsanlık durumunu öğrenmeseydik hayat yaşamaya değer olmazdı!”

“Tecrit insanın durumunu iyileştirir.”

 

Beyza Hilal KARAÇALI

 

 

 

 

Yorumlar
  1. Emre Aslan 11 ay ago
    Tekrarla

    Yazarın emeğine sağlık, çok keyifli bir yazı olmuş ??

  2. Formiga 11 ay ago
    Tekrarla

    Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
    Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
    O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
    O benimdir, o benim milletimindir ancak.

    Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
    Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
    Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal…
    Hakkıdır, hakk’a tapan, milletimin istiklal!

    Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
    Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
    Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
    Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

    Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
    Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
    Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
    ‘Medeniyet!’ dediğin tek dişi kalmış canavar?

    Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
    Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
    Doğacaktır sana va’dettigi günler hakk’ın…
    Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

    Bastığın yerleri ‘toprak!’ diyerek geçme, tanı:
    Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.
    Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
    Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

    Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
    Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda!
    Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda,
    Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

    Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
    Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
    Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,
    Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.

    O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
    Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
    Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na’şım;
    O zaman yükselerek arsa değer belki başım.

    Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
    Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
    Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
    Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
    Hakkıdır, hakk’a tapan, milletimin istiklal

  3. Coruja 11 ay ago
    Tekrarla

    Açıklayıcı güzel bir anlatım olmuş kalemine sağlık ..

  4. Abelha 11 ay ago
    Tekrarla

    Okuyucu sıkmayacak güzel bir yazı olmuş. ?

Yorum bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Şunlar da hoşunuza gidebilir