“Konuşursam beni sadece İngilizce  bilenler anlayacak ama sessiz bir filmi herkes anlayabilir ve dünya Amerika’dan ibaret değil.” der Charlie Chaplin.

Bu yazımızda, hiç konuşmadan anlatabilmenin, hissedilen duyguları ve yaşananları en anlaşılır şekilde ifade edebilmenin mümkün olduğunu gösteren filmlerden birini tanıtmak istiyorum : ” Samsara “

Samsara, Sanskrit dilinde “dünyanın sonsuz döngüsü” anlamına geliyor. Genel olarak, Budizm ve Asya dinlerinde de bulunan terim reenkarnasyonu ifade ederken, Hint dinlerinde; yaşam, ölüm, varoluş ve yok oluş şeklinde betimlenmektedir.

Ron Frick tarafından yönetilen, Mark Magidson’un yapımcılığını üstlendiği Samsara filmi, susarak dünyayı, yaşamı ve insanları, en açık şekilde tarafsız bir  biçimde gözler önüne seriyor.

Samsara; doğumu, ölümü, yaşamı ve reenkarnasyonu içinde barındırıyor. Beş yıldan fazla bir süredir, insanlığın kutsal topraklarını ve geniş bir alanı kapsayan yirmi beş ülkede çekilmiştir.

Film sırasında, doğa, maneviyat, din, üretim ve tüketim, yaşam ve ölüm, küreselleşme, insanların tekdüze edilmesi, silahlı askerler, kirli dünya kavramlarının hepsine görsel bir şekilde tanık oluyorsunuz.

Film,diyalog olmadan  düşünmenizi sağlıyor ve görüntülerle büyülendiğinizin farkına varıyorsunuz. Dünyanın dört bir yanına seyahat ettiğinizi hissettiren Samsara filmi, sizi Endonezya dansçılarından Amerikan milli parklarına, Japon fabrikalarından Malili halklara veya Paris metrosuna taşıyor.

Her ne kadar anlatılırsa anlatılsın kelimelerin bir noktadan sonra kifayetsiz kalacağını düşünüyorum. Dünyada, bizden uzak yerleri, bizden farksız insanları gösteren bu diyalogsuz filmi izlerken, sessizliğin içinde ki o koca gürültüyü siz de duyacaksınız.Her bir görüntüsünde bizi düşünmeye iten  bu film de aklıma takılan en büyük soru ise “dünyada ki ‘samsara’ döngüsünden kurtulmak için ‘karma’ ya ihtiyacımız mı var? Yoksa insanoğlu bu döngüyü yarattığı gibi onu yok etmeye de muktedir mi?”.


Elif KAHRAMAN

Yorum bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.