20. yüzyıl Fransa’sı oldukça çalkantılıydı ve yeni düşüncelerin, yeni akımların doğduğu bir ülkeydi. Dönemine oldukça damga vurmuş olan akımlardan birisi ise Yeni Roman’dı.

Yeni Roman akımı, 1950‘li yıllarda Fransa’da geleneksel “Balzac” romanına bir tepki olarak doğmuştur. Yeni Roman’ın amacı insana ve dışarıyla olan ilişkilerine ışık tutmaktır, zira 20. Yüzyıl Fransa’sı gerek savaşlar gerek kapitalizmin gücü altında oldukça yıpranmıştır ve toplumu yıpratan bu durumlar, edebiyatta da bir karşılık bulmuştur. Şunu unutmamak gerekir ki, toplumsal her olayın yazın alanında mutlaka bir yansıması vardır.

Sizlere bu yazımda, Yeni Roman akımının en özgünlerinden birisi olan ve 1985 yılında Nobel Ödülü almış yazarımız Claude Simon’un 2001 yılında yayımladığı “Tramvay” adlı otobiyografik eserinden bahsedeceğim.

Zaman ile takıntısı olan ve süredizimsel olarak gerçekleşen bir anlatının gerçeği yansıtmadığını savunan Simon, bu eserinde olayları yararlandığı kolaj tekniğinden de ötürü parçalı ve gelecekten geçmişe zaman geçişleri yaparak anlatmaktadır.

Dünyayı hastane odasından seyreden anlatıcımız, aynı zamanda eserdeki karakterimiz olan adam, sanki hayatı ve kendisini sorgulamak için son dakikaları olduğunu düşünüyormuşçasına, geçmişine yolculuk yapar ve hayatının orta yerindeki tramvay ile yaptığı yolculukları son derece sınırlı bir bakış açısıyla bizlere anlatır. Eserde tramvay yolculukları ve ailesine ait anıları geçmiş zaman kullanılarak, hastanede yatağındaki düşünceleri ise şimdiki zaman kullanılarak anlatılır ve bu zamanlar üst üste gelerek birbirine karışır. Simon bu şekilde tarihin tutarsızlığını da gözler önüne sermek niyetindedir. Tüm Claude Simon romanlarında olduğu gibi, ana ya da belirleyici tek bir olay yoktur, ve kişilerde geleneksel romandaki gibi ayrıntılı verilmemiştir, zira bunlar mensup olduğu akımında değişmez özellikleridir. Simon bu eserinde dünyanın sefilliğini gözler önüne sermek ister, ve yaşanan sınıf farklarını da kapalı anlamlar içerisinde verir. Kendi çocukluğundaki anıların yanı sıra Fransa’nın trajik durumunu da gözler önüne serer.

Claude Simon’un hayatının ortasından geçen tramvayına atlayıp bu güzel serüvene, geçmiş ve şimdiki zaman arasındaki güzel geçişlere tanık olmanızı kesinlikle tavsiye ederim. Ve son olarak şunu da belirtmek isterim ki, bir akımı iyi anlayabilmek ve kafanızda oturtabilmek için, temsilcilerinden birer kitap okumak iyi bir yoldur. Tüm herkese keyifli okumalar dilerim. Kitapla kalın!

Ayce İdil TOP

Madeleine – Fransız Mutfağı ve Ağlamaklı Bir Kader

Yorumlar
  1. Kamer 11 ay ago
    Tekrarla

    Ne kadar güzel bir yazı olmuş, emeğinize sağlık.

  2. Meral 11 ay ago
    Tekrarla

    Gerçekten meraklandırdı beni bu yazı kitabı alacağım

  3. Hande 11 ay ago
    Tekrarla

    Harikaydı ?

  4. Nurullah 11 ay ago
    Tekrarla

    Waow?❤

  5. Birsen 11 ay ago
    Tekrarla

    Kaleminize sağlık ?

  6. Zeynep Gizem Atay 11 ay ago
    Tekrarla

    Kesinlikle sıradaki kitap alışverişimin ilk parçası olacak, öneriniz ve güzel yorumunuz için teşekkürler ?

  7. Zeynep Gizem Atay 11 ay ago
    Tekrarla

    Kesinlikle sıradaki kitap alışverişimin ilk parçası olacak ???

Yorum bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Şunlar da hoşunuza gidebilir